Overview

Tutunmak,  mağara duvarına çizilen ilk resimlerden günümüze; iyileşmekle, çoğalmakla, umutla, büyümekle, yaşamakla beraber anıldı hep. Anne karnında tutunarak başladı hayat. İlk insan korktuklarının sağaltıcı gücüne inandı hep. Gücün karşısında var oluş kaygıları, hayatta kalma mücadelesi tutunmakla şifa buldu öteden beri. Belki de tutunmak salıvermekti; nesne  bedenlerimizi  özne bedenin akışına. Beden oluşun, kendisi yeryüzü demekti. Gök ve yer bu tutunuşun akışında birleşmiyor muydu?

 

Tutunmak, varlığını bu akışa yerleştirmiş bir sergi.

Sergiye katılan on üç sanatçı; tutunmanın sağaltıcı nefesiyle yan yana geliyor. Sergide gördüklerimiz, sanatçıların dış dünya ile kurduğu teması, kendileriyle kurdukları temasla kesiştiriyor. Sanatçıların dünya algısı ve bedensel varlıkları, adeta önlenemez bir nefes alma isteği gibi yapıta dönüşürken sanat yapma eyleminin kendisi de bir tutku olarak izleyicinin tam karşısında duruyor. Sergide yer alan eski ve yeni tarihli işler;  bireysel hafızadan kolektif hafızaya temasın gücünü̈ ve tutunmanın hafızasını farklı üretim biçimleriyle izleyiciyle paylaşıyor. Bu sergide, mekân-zamansal bir yapıda sanatçının hayatla sanatı çarpıştırdığı bir ısrar alanı olarak “Tutunmak” söze ve biçime dönüşüyor.

 

‘To cling’ has remained synonymous with healing, proliferation, hope, growth and survival from the first cave drawing of a bison. Life begins with the cling on the uterine wall. The first human believed in the therapeutic power of his or her fears. The struggle to exist in the face of authority found its healing through the will to survive and to cling. Perhaps to hold on was to let go of our tangible bodies for our subjecthood… To occupy a body meant the earth itself. The sky and the land met in the flow of this struggle.

 

The Cling is an exhibition centered around this very flow.

 

The thirteen participating artists come together in the healing breath of the cling. The works we see in the exhibition incorporate their subjecthood with the relation they form with the outer world. The respective world views and physical manifestations of these artists transform into works of art much like an uncontrollable need to breathe, the act of creating art itself is on view as a vital passion. The works included in the exhibition, produced throughout different periods, share with their viewers both the power of the contact between the individual memory and the collective, as well as the memory of the cling through various methods of production. The notion of ‘the cling’ then materializes both as word and form in a field where the artists bring together art with life in a structure of time and space.

 

*YapıKredi bomontiada